Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum:
Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana.
Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım, beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır.
Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim!.. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını benim için aç; beni peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle.
Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih aile fertlerine ve seçkin arkadaşlarına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyorum, Rabbim!
5/5/2008
HAFTANIN DUASI...
Gönlümü dua etme ihtiyaç ve iştiyakıyla donatan Rabb-i Rahim’e kendisine yapılan münacâtların harfleri adedince hamd ü senâ ediyor, tazarru ve niyaz âdâbını talim buyuran Rehber-i Ekmel Efendimiz’e, mübarek hanesinin seçkin fertlerine ve Ashab-ı güzînine ağzı dualı kulların nefesleri sayısınca salât ü selam gönderiyor; Şefkat Peygamberi’nin hak nezdindeki kıymetini şefaatçi edinen bir merhamet dilencisi olarak bir kere daha Cevâd ü Kerîm’in dergahına el açıyorum:
Allahım nice ümit ve emellerimi gerçekleştirdin, onca beklenti ve taleplerime cevap verdin.. beni kaç kere sevdiğin ve hoşnut olduğun işlere muvaffak eyledin.. hastalıklarıma şifa lutfettin.. ve bendeni hasımlarının ellerine ve dillerine düşürmedin. Ey bu lütf u ihsanlarda bulunmasa bile, Zatı itibarıyla bütün hamd ve senâlar hakkı olan Meşkûr u Mahmud, şükürler olsun Sana.
Allahım, i’tikad, söz ve amel bakımından şanına lâyık olmayan her türlü kusurdan Zatını yüce tutma ve Sana layık olan sıfatları da isbat etme adına dile getirilen sözlerin en güzelleriyle, renk renk, desen desen tesbîh ü takdîs ifadeleriyle Seni anmak istiyorum. Sırf Senin hoşnutluğunu gözeterek ve rızana ermiş bir kul olma ümidi besleyerek Seni tesbîh ü takdîs etmeyi arzuluyorum. Bu talebimi gerçekleştirmeyi nasip eyle Allahım, beni bu devletten mahrum kılma, rahmetine açılan ellerimi boş koyma. Bendeni, hatalarını itiraf edip pişmanlıkla kıvranan, herhangi bir inhiraftan sonra yeniden toparlanıp dergahına yönelen, büyük-küçük her gaflet karşısında himmet kanatlarını açıp Senin inâyetine sığınan “tevvâbîn” unvanlı kullarının arasına kat. Bu perişan kulunu bilhassa seher vakitlerinde istiğfara sarılarak Senin mağfiretini dileyen Hak erlerinin safına dahil et; beni günahlardan, ayıplardan, isyanlardan, kusurlardan ve hakka muhalefet etme tehlikelerinden arındır.
Ey kendisinden istekte bulunulanların en cömerdi ve ey talepleri yerine getirenlerin en hayırlısı Yüce Rabbim!.. Bilerek ya da bilmeyerek işlediğim günahlardan dolayı beni yarlığamanı ve hususi himayene, ilahî riâyetine almanı diliyorum. Sana karşı her an kulluk şuuruyla yaşayabilmenin kapısını ve ihsan sırrını benim için aç; beni peygamberlerin, sıddîkların, şehitlerin ve sâir sâlih kulların yoluna hidayet eyle.
Efendiler Efendisi’ne, O’nun nezih aile fertlerine ve seçkin arkadaşlarına salât ü selam ederek bunları Senden dileniyorum, Rabbim!
alıntı
5/5/2008
ÖZLEDİK SENİ YA RESULALLAH...
Hangi kelime seni anlatmaya yeter… İçimde ki hangi duygu sana olan hisselerimi tasavvur etmeme imkan tanır… Bilmiyorum…. Tek bildiğim her şeyde, her yerde izini aradığım… Ne kadar yolundayım, ne kadar uyabiliyorum bize bıraktığın miraslara… Ümmetim dediğin kulların içinde miyim? Ey Kainatı Server, Ey uğruna Rabbimin alemleri yarattığı güzel insan… Ey en güzel dost… Anlatamıyorum içimdekileri…Oysa diyordum ki taştı taşacak kelimler gönlümden…Ne zormuş meğer senle konuşmak… Ne zormuş sana seni anlatmak…İnsan kendine, gönlüne anlatıyormuş da seni, sana anlatamıyormuş içindeki seni… Sen gideli çok oldu diyor takvimler… Bizim gönül takvimimizse hiç ayrılık göstermiyor… Hiç gitmemişsin gibi, hep bizdesin, hep bizlesin gibi… Her an elimizden tutuverecekmişsin gibi…Seni anlatan şiirler, naatlar, ilahiler dinliyoruz hep… Dinlerken yanımızda hissediyoruz seni…İstediği kadar takvimler senin gidişini yazsınlar… Madem yanımızda hissediyoruz seni, demek ki sen gitmemişsin, bizdesin, bizlesin… Çocuklarımıza anlatıyoruz seni, Ehl-i Beytini, Ashabını, güzel annelerimizi… Anlatırken çocuk oluyoruz biz de ilk kez duyuyormuş gibi… Hicreti yaşıyoruz o küçük yüreğimizle…Çocuklarımız bir soru sorup gerçek dünyaya döndürdüklerinde bizi hicretin izi kalıyor yüreğimizde, bir de gözlerimizden süzülüp yanaklarımızda konaklayan birkaç damla yaş…Her gün bıkmadan anlatıyoruz seni, o küçücük yürekler senin sevginle, hasretinle büyüsün diye…Seni tanısınlar, seni bilsinler ve senden olsunlar diye… Anlatırken çoğalıyoruz, çağlıyoruz aslında bir şelale gibi…Gülleri anlatıyoruz onlara, gül kokularını… Güllerden güzel olan seni… Gül kokusu sarıyor o vakit her yeri… Ben geldim dercesine ruhumuzu okşuyor o gül kokusu… Dingin bir limana dönüyor o zaman yüreğimiz… Bir lahza olsun, dünya işlerinden bunalmış , yüreğimiz gerçeğe dönüyor, ebediyeti hatırlıyor, dinleniyor…Asr-ı Saadet iklimi sarıyor bedenimizi, yüreğimizi… Dört mevsim yalan oluyor o zaman, öyle bir iklim ki gelen… Sağnak olup boşalıyor yaşlar önce, sonra sonra her taraf bahar… Birden yaz geliyor ruhumuza, gülücükler oluşuyor yüzümüzde… Ne mutlu ‘ O var. Kutlu peygamberimiz var… Onun yolundayız inşallah… O’nunlayız, O’ndayız…’ diyoruz kendi kendimize… Sonra bir sağanak daha… Bu hasretin yakan ateşini söndürmek için ruhumuzun, gönlümüzün akıttığı yaşlar… İçimizde ki hasret ateşi hiç sönmedi, sönmeyecek… Belki her gün artarak daha da yanacak… Senin uğruna yanmak bile güzel, her gün yeniden yansak da…Seni çok özledik Ya Resulallah… Binlerce salatu selam sana, Ehl-i Beytine, ashabına, ailene…
F.D
28/4/2008
HABİBULLAHI SEVMEK...
HABİBULLAHI SEVMEK...
AMA GERÇEKTEN TÜM BENLİĞİMİZLE, TÜM HÜCRELERİMİZLE
SEVMEK...
20/4/2008
DEĞERLİ DOSTLARIM, ARKADAŞLARIM VE
BLOĞUMU TESADÜFEN DE OLSA ZİYARETE GELEN ARKADAŞLAR
3 GÜN ŞEHİR DIŞINDA OLACAĞIMDAN
ARANIZDA BULUNAMAYACAĞIM...
YÜREĞİM SİZLERDEN AYRILACAĞI İÇİN BURUK
AMA GİTTİĞİM YERLERE SİZLERİ DE GÖTÜRECEĞİM
İNŞALLAH...
BU SÜRE ZARFINDA BIRAKACAĞINIZ MESAJLAR İÇİN
TEŞEKKÜR EDERİM...
DÖNÜNCE HEPİNİZİ ZİYARET EDECEĞİM
İNŞALLAH...
SELAM VE DUA İLE...
ALLAH'A EMANET OLUN...