<$BlogMetaData$>





5/5/2008

ÖZLEDİK SENİ YA RESULALLAH...

 

Hangi  kelime  seni anlatmaya  yeter… İçimde ki  hangi duygu  sana  olan  hisselerimi  tasavvur  etmeme  imkan  tanır… Bilmiyorum…. Tek  bildiğim  her  şeyde, her yerde izini  aradığım… Ne kadar  yolundayım, ne kadar  uyabiliyorum  bize  bıraktığın  miraslara… Ümmetim  dediğin  kulların  içinde miyim? Ey  Kainatı  Server,  Ey  uğruna  Rabbimin  alemleri  yarattığı  güzel  insan… Ey en güzel  dost… Anlatamıyorum  içimdekileri…Oysa diyordum ki  taştı taşacak  kelimler  gönlümden…Ne  zormuş meğer  senle  konuşmak… Ne  zormuş  sana  seni  anlatmak…İnsan  kendine, gönlüne   anlatıyormuş da seni, sana  anlatamıyormuş  içindeki  seni… Sen  gideli  çok  oldu   diyor  takvimler… Bizim  gönül  takvimimizse  hiç  ayrılık  göstermiyor… Hiç  gitmemişsin  gibi,  hep  bizdesin, hep  bizlesin  gibi… Her  an  elimizden  tutuverecekmişsin  gibi…Seni  anlatan şiirler, naatlar, ilahiler  dinliyoruz  hep… Dinlerken  yanımızda  hissediyoruz  seni…İstediği  kadar  takvimler  senin gidişini  yazsınlar… Madem  yanımızda  hissediyoruz  seni, demek ki sen  gitmemişsin, bizdesin, bizlesin… Çocuklarımıza  anlatıyoruz  seni, Ehl-i Beytini, Ashabını, güzel  annelerimizi… Anlatırken  çocuk oluyoruz  biz de  ilk kez  duyuyormuş  gibi… Hicreti  yaşıyoruz  o küçük  yüreğimizle…Çocuklarımız  bir  soru  sorup  gerçek  dünyaya  döndürdüklerinde  bizi  hicretin  izi  kalıyor yüreğimizde, bir de  gözlerimizden  süzülüp  yanaklarımızda  konaklayan  birkaç  damla  yaş…Her gün  bıkmadan  anlatıyoruz  seni,  o küçücük  yürekler  senin  sevginle,  hasretinle  büyüsün  diye…Seni  tanısınlar,  seni  bilsinler  ve  senden  olsunlar  diye… Anlatırken  çoğalıyoruz,  çağlıyoruz  aslında bir  şelale  gibi…Gülleri  anlatıyoruz  onlara,  gül  kokularını… Güllerden  güzel  olan  seni… Gül kokusu  sarıyor  o vakit  her  yeri… Ben  geldim  dercesine  ruhumuzu  okşuyor  o gül  kokusu… Dingin bir  limana  dönüyor  o zaman  yüreğimiz… Bir  lahza olsun,  dünya  işlerinden  bunalmış , yüreğimiz  gerçeğe  dönüyor, ebediyeti  hatırlıyor,  dinleniyor…Asr-ı  Saadet  iklimi  sarıyor  bedenimizi, yüreğimizi… Dört  mevsim  yalan  oluyor  o zaman,  öyle  bir  iklim ki  gelen… Sağnak  olup  boşalıyor  yaşlar  önce, sonra  sonra  her taraf  bahar… Birden  yaz  geliyor  ruhumuza,  gülücükler  oluşuyor  yüzümüzde… Ne  mutlu ‘  O  var. Kutlu  peygamberimiz  var… Onun  yolundayız  inşallah… O’nunlayız, O’ndayız…’  diyoruz  kendi  kendimize… Sonra  bir  sağanak  daha… Bu  hasretin  yakan  ateşini  söndürmek  için  ruhumuzun,  gönlümüzün  akıttığı  yaşlar… İçimizde ki  hasret ateşi  hiç  sönmedi,  sönmeyecek… Belki  her gün artarak  daha da  yanacak… Senin  uğruna  yanmak  bile  güzel,  her gün yeniden  yansak da…Seni  çok  özledik  Ya  Resulallah… Binlerce  salatu selam  sana, Ehl-i Beytine, ashabına, ailene…

                                                                  F.D

 

17/3/2008

EY SULTANIM....

Gül kokusuna bürünmüş her yer… Bilirim bu güzellik sendendir… Bende her ne varsa sendendir…Gönül menzile varmakta bedense gurbette… Gönül gözü her daim seni görmekte, seni özlemekte… Buralarda hem yalnızım hem değilim… Kimsesiz biçareyim kimine göre… Sen varsın ben bilirim de başkaları görüp bilemez ki… Sezemez ki bendeki güzelliği… Aşkı bilemez ki… Yanıp yanıp kavrulup yok olmanın ve hergün yeniden doğmanın ne demek olduğunu bilemez ki… Aldığım her nefeste olduğunu bilemez ki… Candan geçmenin ve bir cananı seçmenin ne demek olduğunu… Gözler kör olmuş, ağızlar dilsiz, kulaklar sağır… Ahhhhhhhhh Sultanım sayende gören bir gözüm, duyan bir gönlüm var… Senden ötesi ve öncesi yok… Sende geçmişim ben öteki diyarlara… Yüce Rabbimin yolunu senin aşkınla bulmuşum…Beşeri aşklar var şimdilerde… Hem de adına bir görüşte aşk dedikleri…Varsınlar da menzile bir görüşte aşk nasıl olurmuş bir görsünler…Hatta görmeden aşık olmanın ne demek olduğunu…Kimi görüp de vurulur sana, kimi görmeden düşer aşkın kucağına… Aşk nasıl olurmuş, aşık nasıl olurmuş bir görsünler…Tüm sofilerin aşık sana ben gibi…Deli divane yolunda… Ateşin etrafında ki pervane misali kalpleri seyri seferde… Güle aşık bülbül gibi devamlı şakımakta gönüller… Her daim seni özlemekte… Gurbette belki bedenler ama gönül hep senin yanında… Kah seninle namazda saf tutuyor, kah hizmetten hizmete koşuyor…Rabıta ile sana halini arz ediyor… Sevdasını, özlemini duyuruyor… Biliyor ki duyuyor, işitiyorsun… Ey Sultanım, gül kokulu Evlad-ı Resul vuruldu bu gönül , bu can sana… Gurbette sensiz senle geçirmekte zamanları, doldurmakta saniyeleri, dakikaları, saatleri…Yola düşme, menzile varma vakti geldi mi zaman kavramını yitirmekte bu gönül için… Aşk denen şey için mecnun misali yollara vurmakta kendini… Ey Sultanım kimse bilmez bu hallerimi…Kime diyeyeyim ki… Aynı dili konuşamadıktan sonra…Bir sensin dilimden anlayan, konuşmasam da, konuşamasam da dile getiremediklerimi…Bu gönlün senin için nelerden geçtiğini…Ey Sultanım beni gurbet elde sensiz bırakma…Bu gönlü aşkından çevirme...

11/2/2008

ONUNLA İLGİLİ HERŞEYİ O'NUN İÇİN SEVİYORUM...

YÜCELER YÜCESİNE EL AÇTIĞIMDA ALNIM AK YÜZÜM PAK HAYALLERİM OLMALI.
YALNIZ KALMAYI SEVİYORUM. YALNIZKEN YANIMDA ONUN OLDUĞUNU BİLİYORUM
AĞLAMAYI SEVİYORUM. O'NDAN UZAK O'NUN OLMAYAN HERŞEY GÖZYAŞLARIYLA DIŞARI ÇIKTIĞI İÇİN.
GÜLMEYİ SEVİYORUM. ATTIĞIM HER ADIMA BİN ADIMLA CEVAP VERDİĞİ İÇİN.
DÜŞÜNMEYİ SEVİYORUM. HER DÜŞÜNÜŞ RUHUMDA O'NUN OLMADIĞI BOŞLUKLARI O'NUNLA DOLDURUYOR.
YÜRÜMEYİ SEVİYORUM. HER ADIMDA HEDEFE ULAŞMAYA BİRAZ DAHA YAKLAŞMAYI VE HEDEFTE O'NUN OLMASINI SEVİYORUM.
YAĞMURU SEVİYORUM. HER DAMLASINDA O'NDAN RAHMET İNDİREN, RAHMETİNİDE BANA GÖSTEREN YAĞMURU VE YAĞMURDA ISLANMAYI SEVİYORUM.
ÇÖLLERİ SEVİYORUM. MECNUNU İÇİ YANARKEN DIŞTANDA YAKTIĞI İÇİN HER İKİ YAKILMIŞLIK İLE O'NA ULAŞMAYI KOLAYLAŞTIRDIĞI İÇİN.
GÖKYÜZÜNÜ SEVİYORUM. GENİŞ VE ÇOK GÜZEL . O'NUN BÜTÜN KAİNATI DONATTIĞINI BİLİYORUM.
BEN..................
O'NA ULAŞAN
ULAŞTIRAN
O'NU ANLAYAN
ANLATAN O'NDAN GELEN
O'NA GİDEN
O'NUNLA İLGİLİ HERŞEYİ O'NUN İÇİN SEVİYORUM.

22/11/2007

CAN SEYDAM, GÖNLÜMÜN SULTANI...

 

Can Seydam, Gönlümün Sultanı

Yine gece yine ben...

Sessiz her yer ortalık sakin...

Benden başka...

Yüreğimden başka...

Yüreğim sanki harman yeri

Talan etti asi bir rüzgar her yeri...

Öylesine deli esiyor ki

Fırtınalar koparan, gemileri batıran

Lodos bile hafif kaldı

Bende  kopan deli  rüzgarın yanında

Nedir bilemedim başta

Anlam veremedim yaşadıklarıma

Öyle bir sızı koptu ki derinden

Ta  ciğerimin içinden

Gözlerim durur mu onlar da  eşlik etti

Sağanaklar başladı bir anda...

Akan her damla

Dedi ki: '' Özledim, hem de çok...''

Başladım akan damlalarla konuşmaya

Onlar anlattı ben dinledim

Ben anlattım onlar dinledi..

Hepimiz Seydamı özlemişiz çok...

Damlalara  dedim neden Onu bu kadar

Çok özlediniz...

Dediler ki: '' onu  görünce  akmayı  özledik,

Hani camiye gelişi  var ya

Elinde  güller...

Gül mü güzel, O mu güllerden güzel...

İşte  o anda  çağlamayı özledik...''

Gönlüm duyunca  bunları

Susar mı artık hasretten zaten kavruk

Başladı inim inim inlemeye

''En çok ben  özledim'' dedi...

''Bana  nazar ederdi ençok...

Bilirdi  benden geçenleri

Onun için  nelerden geçtiğimi

Bu  yüzden her bir bakışı 

Esas  beni  yakardı

Yaralardı derinden...''

Bana emanet neyim varsa

Gözlerim, gönlüm

Tüm hücrelerim

Kapılmıştı bu aşka

Hasret ateşi bu başka

Kimsenin gücü  yetmez

Ne yakmağa

Ne de söndürmek için çalışmağa

Gönlümü bağlamışım aşkına

Canım fedadır inan ki  yoluna

Can Seydam, Gönlümün Sultanı

Seni  özlemek bile bir başka

Bilirim ki kavuşma  anı  daha  gelmemiş

Bize gurbet  elde

Yanıp yanıp kavrulmak düşmüş

Bilirsin gönlümün en  derinlerini

İçinde ki  sana  olan  sevgimi

Can Seydam, Gönlümün  Sultanı

Çokkkkkkkk  özledim seni....

                                    F.D

                                    İzmir, 03.03.07

PageRank

MENZİL.NET'TEN


Go to ImageShack® to Create your own Slideshow

Go to ImageShack® to Create your own Slideshow