<$BlogMetaData$>






27/6/2007

EFLATUN DEMİŞ Kİ!!

Eflatun´a iki soru sormuşlar...


Birincisi:
"Insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranislari nedir?"

Eflatun tek tek siralamis:
"1.) Cocuklukta sikilirlar ve büyümek icin acele ederler. Büyüdüklerinde cocukluklarini özlerler...
2.) Para kazanmak icin sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak icin de para öderler...
3.) Yarindan endise ederken bugünü unuturlar. Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar...
4.) Hic ölmüyecek gibi yasarlar. Ancak hic yasamamis gibi ölürler..."

Sira gelmis ikinci soruya:
"Peki sen ne öneriyorsun?"

Bilge yine siralamis:
"Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin! Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye birakmaktir...
"Önemli olan: Hayatta "En cok seye sahip olmak" degil, "En az seye ihtiyac duymaktir"...

27/6/2007

SENİ SEVİYORUM DEMEK YETMEZ...

ÇİÇEKLE SUYUN HİKAYESİ


Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.

İlk önceleri güzel bir arkadaşlık olarak devam eder
birliktelikleri, tabii zaman lâzımdır birbirlerini tanımak için.

Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki, mutluluktan
içi içine sıymaz artık ve anlar ki, su'ya aşık olmuştur.

İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar,
"Sırf senin hatırın için ey su" diye...

Öyle zaman gelir ki, artık su da içinde çiçeğe karşı
birşeyler hissetmeye başlamıştır. Zanneder ki,
çiçeğe aşıktır ama su da ilk defa aşık oluyordur.

Günler ve aylar birbirini kovalalar ve çiçek acaba
"Su beni seviyor mu?" diye düşünmeye başlar.

Çünkü su, pek ilgilenmez çiçekle... Halbuki çiçek,
alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz.

Çiçek, suya "Seni seviyorum der. Su, "Ben de seni
seviyorum" der. Aradan zaman geçer ve çiçek
yine "Seni seviyorum" der. Su, yine "Ben de" der.
Çiçek, sabırlıdır. Bekler, bekler, bekler...

Artık öyle bir duruma gelir ki, çiçek koku saçamaz
etrafa ve son kez suya "Seni seviyorum." der.

Su da ona "Söyledim ya ben de seni seviyorum." der
ve gün gelir çiçek yataklara düşer. Hastalanmıştır çiçek
artık. Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek. Su da başında bekler
çiçeğin, yardımcı olmak için sevdiğine...

Bellidir ki artık çiçek ölecektir ve son kez zorlukla
başını döndürerek çiçek, suya der ki; "Seni ben,
gerçekten seviyorum." Çok hüzünlenir su bu durum
karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır
nedir sorun diye...Doktor gelir ve muayene eder
çiçeği. Sonra şöyle der doktor: "Hastanın durumu
ümitsiz artık elimizden birşey gelmez."

Su, merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık
nedir diye ve sorar doktora. Doktor, şöyle bir
bakar suya ve der ki: "Çiçeğin bir hastalığı yok dostum...
Bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için" der.


Ve anlamıştır artık su, sevgiliye sadece
"Seni seviyorum" demek yetmemektedir...

27/6/2007

İYİLİK VE KÖTÜLÜK ÜSTÜNE!!!

İki arkadaş çölde yürümektedir. Yolculuğun  bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır fakat arkadaşına hiçbir şey söylemez. Kuma ‘’ bugün en iyi arkadaşım bana tokat attı’’  yazar. Bir vahaya gelinceye kadar yürümeye devam ederler ve orada suya girip serinlemeye karar verirler. Tokadı yiyen birden bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı onu kurtarır. O yine arkadaşına bir şey söylemeden etrafına bakınmaya başlar. Bulduğu en büyük kayanın üstüne:‘’ bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı’’ yazar. Arkadaşı dayanamayıp sorar ‘’ neden canını yaktığımda kuma, hayatını kurtardığımda kayaya yazdın.’’ Diğeri cevaplar: ‘’ acıları kuma yazalım ki bağışlama rüzgarı onu silebilsin, iyilikleri taşa yazalım ki hiçbir rüzgar onu silemesin ve hep orada kalsın...’’

27/6/2007

ARKADAŞIM

ARKADAŞIM;
Eski Türklerde Askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi Bir
saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kaya veya tasa vererek ok atarlarmış.

 Atalarımız genelde bozkır hayatı yasadıkları için bu sırt dayanan nesne genelde bir tas veya kaya olurmuş  o yüzyıllarda. 
sonra bu sırt dayanan taşın ismi ARKA-TAS dan ARKADAS seklinde
dilimize yerleşmiş. Bugün  güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz  kişilere verdiğimiz  isim halini  almış.

Hatta  onlarla  ilgili  çok  hikayeler  yazılmış, çizilmiştir. Karikatürlere bile  konu  olmuştur  hep  arkadaşlık... Bazen  yanı başımızda ki yegane  dayanağımız, bazen de.... Rabbim  herşeyin  en  hayırlısını  versin  inşallah... Arkadaşın da... Salih  arkadaşlar  nasip etsin  bizlere... Aynı  şeyleri  düşündüğümüz, aynı  dava  için  nefes  alıp  verdiğimiz....

Arkadaşa  neden  ihtiyaç  duyduğumuzu  anlatan  bir  kıssa  iletmek  istedim.  Okuyunca  evet  hepimiz  bir  zamanlar  bunu  yaşadık  diyebileceğiz  bir  kıssa....

       Aşk ve arkadaşlık bir gün yolda karşılaşırlar ve  aşk , kendinden emin bir şekilde sorar;
-Ben senden daha samimi ve daha cana yakınım sen niye varsın ki
bu dünyada?
Arkadaşlık cevap verir:
-Sen gittikten sonra bıraktığın gözyaşlarını silmek  ve  acını  hafifletmek için....

PageRank

MENZİL.NET'TEN


Go to ImageShack® to Create your own Slideshow

Go to ImageShack® to Create your own Slideshow